Friday, September 02, 2005

HORMONSUZ BİR HAFTASONU

Bu hafta sonunu ve 30 Ağustos tatilini hep beraber Sapancada annemlerin o cennet evlerinde geçirdiğimiz yazmıştım size...Aslında tam da Sapancada değil evimiz, İzmit, Sapanca arasında Maşukiye' ye çok yakın Balaban köyünde.. Annemlerin yıllarca çalışıp, verdikleri emek ve çektikleri sıkıntıların neticesinde sahip oldukları gerçekten bir harika ev burası... Sadece ev mi, bahçe, doğa, havuz, orman, meyve, sebze, hayvan..... Her türlü güzelliği barındıran bir yer. İnsan burada olunca yaşadığını hissediyor... Sabah bahçeden topladığımız domates, salatalık, biberlerle kahvaltı yapıyoruz.... Mevsimine göre her türlü meyvayı dalında yiyoruz.... Bahçedeki çilekleri hiç anlatmıyorum... Akşam bahçeden kopardığımız patlıcanları, mangalda közleyip, biraz tereyağı,karabiber tuzla karıştırıp yerken duyduğunuz haz bir başka oluyor...İşte bu hafta sonuDuruyu da aldık çıktık yola, evimize geldiğimizde hava nefisti, hemen çayımızı demledik önce güzellll bir havuz sefası ve ardından çay keyfi... Duru da günlerce bizim özlemimizi çeken Ceycey(köpeğimiz) ile sohbete başlamıştı bu arada. Aldığımız etleri sosa koydum önce, akşama yapılacak mangal keyfi için... Hemen sebze bahçemize gittim baktım neler var neler yok.... Aman allahım, domatesten yıkılıyoruz.... Dallar kırılıyor, kocaman kırmızı domatesler...Duru hepsine saldırdı mammaaaa diye.... Akşam üstü duşumuzu alıp, çayımızı içtikten sonra, bahçeye yayıldık üçümüz.... Yuvarlandık, koşturduk, Duru Sapancaya geldi mi daha bir büyüyor sanki....
Akşam bir güzel mangalımızı yaktık, Duruyu uyuttuk ve bir güzel sofra sefası kurduk Erkanla... Uzun zamandır böyle rahat rahat yemek yiyememiştik... Bahçe meşalelerini yaktık, mumları her yana serpiştirdik.... Sessizlik... sadece havlayan köpek sesleri....O kadar rahatlatıcı bir ortam vardı ki, fakat oksijen, temiz hava Duru gibi bizi de o kadar çarpmıştı ki, hemen uyumak istedik ve yukarı odamıza zor yetiştikSapancada üç günümüz dolu dolu geçti hep....Tabi domatesleri rahat bırakmadım, orada topladıklarımla hemen salça yaptım.: üç kavanoz. Domatesleri rondodan geçirip, tencerede çok az tuz katarak bir tutam kaynattım. Sonra kavanozlara koyup kapaklarını kapatıp, kavanozları ters çevirdim ve öylece soğuttum.... Bunlar İstanbula gelmek için hazırdı... Biz yola çıkarken bir baktık, Memduh(evimizin hizmetlisi) bir kasa daha toplamış... Onları da getirip, bir kısmını annemlere dağıttıktan sonra, kalanını yine rondodan geçirdim ve bir bölümünü buz kaplarına , bir bölümünü de buzdolabı poşetlerine koyarak buzluğa attım... Bu kalıplarındakiler kışın bana çok pratik olacak gibi... Düşünsenize küçük küpleri çıkarıp atacağım yemeğe....Böylece bu kış hormonsuz besleneceğiz.... Bu kadar mı, hayır topladığımız Mürdüm erikleriyle de marmelat yaptım... İlk deneyimim olmasına rağmen fena olmadı... İşte hem dinlenceli hem faydalı hem sağlıklı bir hafta sonu böyle geçti...
Merak edenlere işte haftasonumuz..

1 comment:

asli said...

her ne kadar domates karşıtı olsam da benim bile ağzım sulandı ama hayır yemeyeceğim aslaaaaaa